Loading...

refik başaran DAM BAŞINDA SARI ÇİÇEK ürgüp folk music real

187,943 views

Loading...

Loading...

Loading...

Rating is available when the video has been rented.
This feature is not available right now. Please try again later.
Published on Jul 11, 2007

folk ankara kulübü sinan akyüz yusuf ziya yılmaz kasabalı mülazım mina sena sarı mehmet efe seymen bacı köyü güreş köyü polatlı temelli ayaş başayaş kasaba sinanlı bereket şen olasın ürgüp taş plak (more)
(1907-1947)


Refik Başaran Ürgüp'e 18 kilometre uzaklıktaki Taşkınpaşa Köyü'nde dünyaya gelmiştir. Başaran'ın altı yedi yaşlarında müziğe ilgi duymaya başladığı sanılmakladır. Daha o yaşlarda elîne aldığı ağaç parçalarını göğsüne sürterek saz çalar gibi yapıp, türkü söylemeye başlamıştır. Refik Başaran köyünde 1915 yılında öğrenime açılan tek öğretmenli okulda 3 yıl okumuş ve buradan mezun olmuştur. Refik Başaran'ın torunu sanatkarın ilk bağlama çalması ile ilgili olarak şunları söylemiştir:

"Refik Başaran henüz on beş yaşında iken abisi Fettah onun bağlama çalmayı öğrenip, ileride iyi bir sanatkar olmasını istemiş bunu gerçekleştirmek için Kırşehir'e giderek bir bağlama satın almıştır, daha sonra da Kayseri'nin yeşil Hisara bağlı Kavak Köyü'nden topal Hasan her öğreteceği Türkü için bir sarı lira almak şartı ile Refik Başaran'a bağlama dersleri vermeyi kabul etmiştir."

Fettah topal Hasan'ın bu teklifini kabul edip, kardeşinin ondan ders almasını sağlamıştır. Fettah'ın Refik Başaran'ın ufkunu genişletmesinde etkisinin büyük olduğu söylenmektedir. Zira Fettah Sineson medresesini bitirmiş Kurtuluş savaşında ise subay olarak görev almış ileri görüşe sahip bir insanmış. Refik Başaran iki yıl boyunca tarlaya, bağa gitmediği zamanların dışında, 6 km.lik yolu yürüyerek ustasının yanına gitmiş ve ondan bağlama dersleri almıştır. Başaran bağlama tekniğini ilerletebilmek maksadıyla, Damsa'daki evinden kaçarak, köyün karşısındaki yazı dağın eteğindeki ine gidip, orada on iki gün boyunca katmıştır.

17 yaşına geldiğinde Fatma Başaran'la evlenmiştir. Fatma Başaran'ın kendisi gibi sanatçı bir ruha sahip olup onu desteklemesi, Refik Başaran'ın oldukça çok hoşuna gitmiş ve bu yolda belki de daha büyük ilerleme sağlamasına yol açmıştır. Refik Başaran askere gidinceye değin düğünlerde bağlama çalıp söylemiş ve bu yolla ünü İç Anadolu'da hızla yayılmıştır. Ününün yayılmasıyla kendisine yörenin dışından da teklifler gelmeye başlamış ve bu suretle değişik illeri ve yöreleri gezme şansına sahip olmuştur. Bu gezmelerin sanatçının bilgi ve sanatçı kişiliğinin gelişimindeki rolü büyük olmuştur. Askerliğini önce Kütahya ardından da Niğde'de yapmış ve bu şekilde askerliğini sona erdirmiştir. Askerliğini bitirdikten sonra Damsa'ya dönmüş ve düğünlerde bağlama çalmaya devam etmiştir. Kendi yaktığı türküleri okudukça İç Anadolu'da ünü, yayılmış ve herkes tarafından sevilen bir sanatkar haline gelmiştir. Sayın Gürbüz Sapmaz'ın sanatkara Atatürk tarafından "Başaran" soyadının verilmesiyle ilgili şu sözleri söylemiştir:

"Ankara'da Hacer Buluş, Safiye Ayla gibi dönemin sevilen sanatkarların ın katıldığı, Atatürk için verilen bir konsere Refik Başaran'da çağırılmış, konser sonunda Ulu Önder sanatkarı çok beğenmiş, Başaran Soy ismini kendisine vermiştir"

Refik Başaran, 1935 ile 1947 yılları arasında 200'e yakın türkü okumuştur. Ayrıca her gittiği yerde oradaki yaşadığı, gördüğü olaylarla ilgili türkü yakmıştır. Bu türkülerin çoğu plaklara okunmadığından dilden dile dolaşmış ve ancak bir kısmı günümüze değin ulaşılabilmiştir. Halen derlemeler devam etmektedir. Refik Başaran 1947 yılında Ankara'nın Ayaş ilçesinde ölmüştür.

Loading...

Advertisement
When autoplay is enabled, a suggested video will automatically play next.

Up next


to add this to Watch Later

Add to

Loading playlists...