Upload

Loading...

Karlı Dağlar...

13,748

Loading...

Loading...

Loading...

Rating is available when the video has been rented.
This feature is not available right now. Please try again later.
Uploaded on Oct 26, 2008

Ahmet Kaya'yı yok eden zihniyet hangi yüzle onu ziyaret ediyor.Ahmet Kaya'nın faşist laiklerden çektiğini hiçbir sanatçı çekmedi..Onlar O'nun düşüncelerine ve mensup olduğu halka hala kin kusuyorlar.Onları yok sayarak inkar ediyorlar.Başka değil.Çakma Gandiler indra-gandi'ler başka kapıya.Ahmet Kaya Bu ülkenin şerefli bir evladıydı.Bu hususiyetlere sahip olmayanlar Cellatlar onun mezarını ziyaret etmesinler.

Ötekilerin Ahmet Kaya'sı

Topraktan yani Anadolu'dan gelmişti. Asi, hırçın, dik başlıydı. Bu ülkede yaşanan her şeyle yoğrulmuştu. Acıyla, yoksullukla, itilmişlikle.
Acı çekmek özgürlükse / Özgürüz ikimiz de / O yuvasız çalıkuşu / bense kafeste kanarya.

Tam da yüreklere değen bir sesi vardı. Sağcısı, solcusu, dindarı, Kürt'ü, Türk'ü, Alevi'si herkes onda kendinden bir şeyler buluyordu. Her ne kadar solcular sahiplense de Ahmet Kaya sağcının, solcunun, Kürt'ün, dindarın yani 'öteki'nin sesiydi. Bilyelerini, topacını, kiraz ağacında yırtılan gömleğini, çocukluğunu, akvaryumunu, kanaryasını arayanların, hayatları heba edilmiş 'yitik kuşakların' diliydi.

Bu sesin; bir iftira haberle Türkiye'den kopartılmasının ardından tam 10 yıl geçmiş. 1999 Şubat ayında, Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül töreninde Kürtçe bir şarkı söyleyip ona da klip çekeceğini belirtince Ahmet Kaya'ya karşı medyatik linç kampanyası başlatılmıştı. Bu olaydan iki gün sonra Hürriyet gazetesi sekiz sütuna bir manşet atmıştı. 'Ayıp ettin gözüm' başlıklı haberde Ahmet Kaya'nın, Apo ve Kürdistan haritasının önünde çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı. Görüntünün 1993 yılında Kürt İşadamları Derneği'nin Berlin'de düzenlediği bir konserde çekildiği anlatılıyordu. Haberde salona giren herkesin üzerindeki kayıt cihazlarının elinden alındığı, sadece bir Alman kameramanın çekim yaptığı, daha sonra PKK'lıların bu kaseti de Alman kameramanın elinden aldığı ifade ediliyordu. Yani o fotoğraftan başka, bu konseri ispat edecek bir şey yoktu. Eşi Gülten Kaya, Ahmet Kaya'nın Türkiye'yi terk etmesine neden olan bu manşetle ilgili dava açıldığını, davaya bakan mahkemenin bu fotoğrafı defalarca istemesine rağmen, fotoğrafın getirilmediğini; çünkü hakikaten montaj bir görüntü olduğunun tespit edildiğini söylüyor. Fotoğrafın aslını göremeyen mahkeme de Kaya'yı beraat ettirmek zorunda kalıyor.

Ahmet Kaya, kendisine uzatılan her mikrofona ülkesini çok sevdiğini, vatanın bölünmesi düşüncesine şiddetle karşı çıktığını söyledi. Gurbette vatan özlemiyle öldüğünde ise hayatının daha baharındaydı. Can Dündar'ın hazırladığı Aynalar programında şunu söylüyordu: "Ben ölürsem istediğim tek şey var; ardımdan bu ülkeyi sevmedi, demesinler. Ben bu ülkeyi çok sevdim."

Göğsüm daralıyor / yüreğim kanıyor/ olmasaydı sonumuz böyle.

Geçtiğimiz hafta, Ahmet Kaya şarkılarının arkasındaki isim Yusuf Hayaloğlu da öldü. Ahmet Kaya'dan sonra Yusuf Hayaloğlu'da bu ülkenin ölü sevicileri için iyi bir malzeme haline geldi.

Ahmet Kaya'ya yapılan medyatik lincin daha büyüğüne birkaç ay sonra Fethullah Gülen Hocaefendi de maruz kalacaktı. 1999 yılındaki fotoğrafa bugünden baktığınızda aynı çetenin iftiralarıyla karşılaştığını görebiliyorsunuz. Bugün Ahmet Kaya'nın ardından ağıt yakan, onun için program yapanların 1999 Haziran'ında Fethullah Gülen Hocaefendi'nin maruz kaldığı iftira kampanyasının düğmecisi olması çok garip.

Biz öldürüp ardından ağlamayı mı seviyoruz, yoksa katil karası yüreğimizin karanlığını örtmek için ağlıyor gibi mi yapıyoruz, tam emin değilim. Bu adamlar darbeciliğini demokrat görüntüyle örtmeye kalksalar da Perihan Mağden bunlar için çok güzel bir tabir kullanıyor: "Kibar faşist"ler.
MEHMET KAMIŞ / Zaman

Loading...

Advertisement
When autoplay is enabled, a suggested video will automatically play next.

Up Next


Sign in to add this to Watch Later

Add to