Alert icon
We're changing our privacy policy. This stuff matters.  Learn more  Dismiss

NASA BİLİMADAMININ KURAN MUCİZESİNE ŞAHİTLİĞİ

Loading...

Sign in or sign up now!
Alert icon
Upgrade to the latest Flash Player for improved playback performance. Upgrade now or more info.
33,938
Loading...
Alert icon
Sign in or sign up now!
Alert icon

Uploaded by on Sep 1, 2011

http://www.youtube.com/watch?v=DrKRPWvvIUA&feature=BFa&list=HL1327409...

Kutsal Gizemler Full Sürüm ücretsiz olarak yukarıdaki linkten izleyebilirsiniz. CC butonuna basarsanız ingilizce altyazılıda izleyip paylaşabilirsiniz.

Tabakalardan Oluşmuş Gökyüzü

'Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?' (NÛH suresi 15. ayet)

Dolunay olmuş aya Ki sizler binip binip gececeksiniz elbette tabakadan tabakaya. Böyleyken onlar acaba neden iman etmezler? . (İnşikak 18,19,20)

Günümüzde hepimizin bildiği bilimsel gerçeklerden biri olan yerin ve göğün tabakalardan oluştuğuna , göğün koruyucu yapısına ve her tabakanın farklı görevi olduğuna dair pek çok ayet bulunmaktadır. Fakat bu ayette ayrıca İnsanoğlu'nun tabakalardan oluşmuş göğü bir şeylere binerek geçeceği ve Ay'a doğru gideceği anlatılmaktadır. Ayetin sonunda insanlara tahmin edilmesi imkansız pek çok gerçeğin ayrıntıları ile haber verilmesine rağmen hala neden iman etmediklerini sorması çok düşündürücüdür.

Ayrıca bilimsel verilere göre dünya ile yaklaşık aynı yaşta olan uydumuz ay'da ışık veren çok sıcak bir yapıya sahipti ve dünyayı aydınlatıyordu. Yakın geçmişte keşfedilen bu bilimsel veri Kuran'da şöyle ifade edilmişti;

Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik ve gündüz ayetini aydınlatıcı kıldık... ( İsra 17 )

Ayet Arapça da gösterge, yol aydınlatıcı işaret ve delil anlamında kullanılmaktadır. Gece ayetinin silindiği dolayısıyla bir zamanlar gecelerin de aydınlık olduğu zamanla karartıldığı anlamı çıkmaktadır. Güncel bilimsel verilerle tamamen uyumlu şekilde yüzlerce milyon yıl önce ay dünyamıza çok daha yakındı ve görüntüsü neredeyse tüm göğü kaplıyordu. Yani sıra eski sıcak ve erimiş yapısı nedeniyle gece dünya semasında güneş gibi parlamış fakat insanoğlu yeryüzüne gelmeden uzaklaştırılıp sönmüştür. Gecelerin bir dönemde büyük oranda aydınlık olduğunu ve sonradan karartıldığı bilmek eskiden imkansızdı.


"Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.„
(Zariyat Suresi, 47)

Bilimadamları tüm evrenin tek bir noktadan patlayarak etrafa yayıldığını ve bu şekilde etrafa giderek yayılıp balon gibi şişerek genişlediğini keşfetmişlerdi. Bu gerçek, 1929 yılında gözlemsel olarak da ispatlandı. Amerikalı astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken yıldızların ve galaksilerin sürekli olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını keşfetti. Herşeyin sürekli olarak birbirinden uzaklaştığı bir evren ise, sürekli "genişleyen" bir evren anlamına gelmekteydi. Evrenin genişlemekte olduğu, ilerleyen yıllardaki gözlemlerle de kesinlik kazandı.

Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, bu yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini matematiksel olarak da hesapladılar.

  • likes, 18 dislikes

Link to this comment:

Share to:

Uploader Comments (ErdemVFX)

  • benim en çok kızdığım şey herkesin kendisinin doğru bildiğinin doğruluğunda ısrar etmesi ve bu uğurda her türlü hileye hurdaya baş vurması ve anlam sündürmeye kalkışmasıdır

    7 kat gökler deyerek bir mucize kanıtlanırken gök bildiğimiz gök olarak ele alınıyor

    uzayın genişlemesini bir mucieye dahil ederken gök birden uzay anlamınada gelir oluyor :)

    gelde kızma

    Neden herkes art niyetsiz ve bir amaç gütmeden gerçeklerden olduğu gibi bahsetmez bu kafalarla gerçekler hep saklı kalacak

  • @4Murat4

    kuranla bilimi bir tutmak sacmaligin daniskasi......neymis efendim bu kuranda yaziyordu su kuranda yaziyordu hadi lan ordan...........kuranda hirsizlarin elinin kesilmeleri gibi ayetler yer almaktadir. bilim ile fazla bi alakasi´yok(hic yok)

  • @ekmekarasipide Kuranda açlık, fakirlik yüzündne hırsızlık yapana hiç bir ceza verilmeyip daha yardım edilmesi ve sıkıntıdan kurtarılması emredilmiş. Bunun dışında azgınlığından sapkınlığından ötürü ihtiyacı olmaksızın yapan varsa onlara caydırıcı bir ceza verilmesi gerekir. Hapis yöntemi halkın cebinden çalan hırsızın yeniden halkın sırtına yük olmasını sağlamakta ve yaşam giderlerini yine halkın sırtına yüklemektedir. Ve dırıcı olmadığı tespit edilmiştir.

  • @4Murat4 @ekmekarasipide Ve caydırıcı olmadığı tespit edilmiştir. Eğer elini kesmek gibi caydırıcı bir ceza olsa idi belkide; hırsızlar tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan, evi dağılan pek çok insan bu eli kesilmekden daha ağır maduriyetleri yaşamazdı. Belki de çok aza inerdi. Osmanlı döneminde bu tür olayların çok az yaşanıyor olması ve bu cezanın çok az sayıda uygulanması zaten bu uygulamanın pratikte işe yaradığını göstermektedir.

  • @ekmekarasipide Ve caydırıcı olmadığı tespit edilmiştir. Eğer elini kesmek gibi caydırıcı bir ceza olsa idi belkide; hırsızlar tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan, evi dağılan pek çok insan bu eli kesilmekden daha ağır maduriyetleri yaşamazdı. Belki de çok aza inerdi. Osmanlı döneminde bu tür olayların çok az yaşanıyor olması ve bu cezanın çok az sayıda uygulanması zaten bu uygulamanın pratikte işe yaradığını göstermektedir.

  • @ekmekarasipide Ve caydırıcı olmadığı tespit edilmiştir. Eğer elini kesmek gibi caydırıcı bir ceza olsa idi belkide; hırsızlar tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan, evi dağılan pek çok insan bu eli kesilmekden daha ağır maduriyetleri yaşamazdı. Belki de çok aza inerdi. Osmanlı döneminde bu tür olayların çok az yaşanıyor olması ve bu cezanın çok az sayıda uygulanması zaten bu uygulamanın pratikte işe yaradığını göstermektedir.

see all

All Comments (29)

Sign In or Sign Up now to post a comment!
  • @ekmekarasipide Dini dünyaya gönderen ile, dünyayı yaratan aynı güç ise ikisinin birbiri ile uyumlu olması gerekir. Eğer bir dinin kitabı bu uyumluluğu tahmin edilemez ve tesadüfen billinmesi imkansız bir şekilde ortaya koyuyorsa o kitabın Dünyayı yaratan gücün kitabı olduğunu söylemek mümkün olur. Kuranda açlık, fakirlik yüzündne hırsızlık yapana hiç bir ceza verilmeyip daha yardım edilmesi ve sıkıntıdan kurtarılması emredilmiş.

  • @4Murat4 Bilimsel verilerle gayet uyumlu Kutsal Gizemler belgeselinde anlatılanlar. Türkçede birisi size gökte yıldızlar var yada kuş var deyince. Ona "sende işine nasılg eliyorsa öyle kullanıyorsun bu kelimeyi" diyemeyeceğinzi gibi Kuran içinde aynı şeyi söyleyemeyiz. elbette mantıklı olanı seçeceğiz. Burada mucize olan sadece gök kelimesi değil, sürecin detayları ile anlatılmasıdır zaten. Küçük bir ayrıntıya odaklanırken büyük ve güzel şeyleri kaçırıyorsunuz.

  • @ErdemVFX işte bende bundan bahsediyorum işimize gelen yerde gök atmosfer oluyor işimize gelen yerde uzay oluyor 7 kat uzaylar diye ele alsak millete saçma gelecek veya atmosfer genişliyor desek yine gülünç olacak

    o halde ne yapıyoruz evir çevir mucizeni kanıtla bence ayetteki 7 kat gök ne atmosfer nede uzay için orda atmosferden sonra başka katların varlığına işaret ediliyor önce atmosfer sonra 6 kat farklı mekan dan bahsediliyor belki evreni içine alan farklı yerlere işarettir vb.

  • @4Murat4 Türkçe de de gök aynı şekilde, uzay veya atmosfer anlamında kullanılabilir.

Loading...

Alert icon
0 / 00Unsaved Playlist Return to active list
    1. Your queue is empty. Add videos to your queue using this button:
      or sign in to load a different list.
    Loading...Loading...Saving...
    • Clear all videos from this list
    • Learn more