Uploaded by denisima on Aug 20, 2006
binboga daglarinin uzerinde yer alan kirkisrak genis cografi yapisiyla degisik bir yerlesim alani evler genellikle su baslarina kurulu obalar seklide her oba kendi sulalesinin ismiyle anilmaktadir
Kayseri İli Sarız İlçesi'ne bağlı olan ve Orta Anadolu'da Binboğa Dağları'nın eteğinde bulunan Kırkısrak Köyü, tahminen 200 yıl kadar önce Malatya - Akçadağ İlçesi Harunuşağı Köyü'nden gelenler tarafından kurulmuştur.
Zamanla hızlı nüfus artışı ve ekonomik sıkıntılar gibi nedenlerle önce Kırkısrak Köyü'nden yeni köylere göç edilmiş, ( İncirli, Y. Kabaktepe, Eski Yassıpınar, Y. Borandere gibi ) daha sonra büyük kentlere ve yurtdışına yoğun göçler olmuştur. Bugün Kırkısraklıların büyük çoğunluğu Kayseri, Ankara, Bursa, Balıkesir, İstanbul, Antalya, İzmir gibi kentlerimiz ile Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Avusturya, Belçika, Kanada gibi ülkelere yerleşmişlerdir.
Kırkısraklıların kendine özgü kültürel özellikleri bulunmaktadır. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen Kırkısraklılar bu kültürel özelliklerini günümüze kadar korumuş ve sürdürmüşlerdir. Geçmişteki büyüklerimizden, tüm insanları ayırmadan sevmenin, saymanın, misafirperverlikle kucaklamanın, dürüstlüğün, bilimselliğin ve akılcı düşüncenin önemli erdemler olduğunu öğrendik. Yine büyüklerimizden öğrendiğimiz barış içinde ve kardeşçe yaşama, namuslu ve onurlu olma, yaşama ve yaşatma sevgisi, topluma ve insanlığa saygılı olma, sevinçleri ve acıları paylaşma, kadın haklarına saygılı olma, hoşgörülü olma felsefemizin, yüzyıllar ötesinden süregelen bu geleneksel değerlerimizin, günümüzde de insanlığın evrensel değerleri olduğuna inanıyoruz.
Kırkısraklıların kendi çevrelerinde bilinen dayanışma ve yardımlaşma, insan sevgisi, kültürel değerlerine sahip çıkma geleneği, diğer kesimlere örnek teşkil etmekte ve bu özelliklerine gıpta ile bakılmaktadır. Ancak, insanlarımızın kentlere ve çeşitli ülkelere göç etmiş olmaları sebebiyle aralarında iletişimsizlik ve kopukluk oluşmakta, farklı toplumsal gruplar arasındaki uçurum büyümekte ve bir kültürel kimlik arayışı ortaya çıkmaktadır. Binbogalarda Dersim Dini Raa Heq'e Bagli Kurmanc-Kirdas (Kurt) Aleviler hakkinda 1906-1907 bir arastirma
Kaynak:Alevilik ve Kurtler 1997 Wuppertal Almanya
Mehmet Bayrak Sayfa 378-388- Hugo Grothe
Kızılbaş köyü Kırkkısrak'ta bana, sorduğum her soruyu hiç çekinmeden
yanıtlayan, çok zeki ve kendine özgür şahsiyeti olan, elli yaşlarında bir köylü çok
yardımcı oldu. Kendisine ciddi bir ifade veren derin çizgileri olan, ancak gözleri
canlı ve muzipçe bakan uzun sakallı bu köylü, sorduğum sorulara şarkta dini ko-
nular sözkonusu olduğunda hiç alışık olmadığım, kendine özgü tarzda ince bir
alayla yanıt verdi. Silahlı bu adam ile yaptığım konuşmayı hiç değiştirmeden ve-
riyorum:
1- "-Kızılbaşlar kime inanır?"
"-Allah, Ali ve Hüseyin'e. Bunlar ile yetinmeyenler Abbas ile İmamlara da
başvurabilir.(8)"
2-"-Hocanız ve caminiz var mı?"
"-Bu yaşıma kadar hoca görmedim. Canı dua etmek isteyen, evinde etsin.
Birgün birisi köye bir cami yapalım diye teklifte bulundu, ama öyle bir şeyi köye
yaparsak ancak içine eşekler doluşur yanıtını aldı."
3-"-Sünnet eder misiniz?"
"-Evet, ama bu gelenektir zaten. Gerçi bu adamı fazla değiştirmiyor, sanki
horozun gerdanından ya da köpeğin kulağından bir parça kesmişsin, aynı şey."
4-"-Ramazanı tutar mısınız?"
"-Ha, o benim dostum, o gelirse ben tutmam, istediği gibi yoluna devam
eder(9)."
5-"-Sizde nişan, düğün nasıl yapılır?"
"-Nişan çiftlerin ana-babası ya da onların vekillerinin de hazır bulunması ile
yapılır, on gün sonra da düğün. Eğer köyde Dede bulunuyorsa nikâhı o kıyar.
Eğer yoksa kızın babası nikâhı kıyar ya da damat üç şahidin huzurunda kızı karı-
lığa kabul ettiğini açıklar."
6-"-Sizde tek eşlilik mi çok eşlilik mi hakim?"
"-Töremize göre tek kadın alırız(lO).
7-"-En önemli görevleriniz nelerdir?"
"-En önemlisi misafirperverlik. Verdiği hizmet için misafirinden para alan
birisine iyi göz ile bakılmaz. Köy halkı onu cezalandırabilir ya da köyden kovabi-
lir. İnsanlar çıkar gözetmeksizin birbirleri ile yardımlaşmak ve varlıklarını pay-
laşmak için doğarlar."
8-"-öğretilerinizi yazan ve yayılmasını sağlayan bir kitabınız var mı?"
"-Ben de yok zaten okumasını da bilmem. Yaradan'a ve insanoğluna kar-
şı yükümlülükleri emreden kitap, erdemli insanın kendi içindedir."
Yörede yaşayan halka Kızılbaşların gizli gece ayinleri konusunda sorular
sorduğunda "bunu desem beni döverler" yanıtını aldım. Bu konuda Tavla ve
Kırkkısrak'daki iki adamım da suskun kaldı. Şimdiye kadar yaptığım araştırmala-
ra bakılırsa Toroslar'da Dedenin önderliğinde yapılan gece ayinlerinin belli bir
zamanı yoktu, köye Dede gelince yapılırdı. Ayinlerde duanın yanında bir çeşit
dans da yapılırdı(ll). Burada gizemli eski Anadolu geleneklerinin etkisi olduğu
kadar eski Hıristiyan akşam yemeği törenleri de aklımıza gelmektedir. Törene ka-
tılanlar vücut hareketleri ile birlikte çok yüksek duygu ve düşünce yoğunluğu
içinde bir çeşit vecde kapılıp Ali sıfatında Tanrı'ya taparlar(12). Karanlıkta ya-
pıldığı söylenen ahlâksızlıklar da kuşkusuz iftiradan ibarettir. Mumların
söndürülmesi ve karanlık ise mistik bir hava yaratarak dua ve ibadetlere da-
ha iyi konsantre olmak için oluştururlar. Ortamdan ibaret olsa gerek. Kızıl-
başların ibadetleri Müslümanlarda olduğu gibi namaz kılarak, kısaca belli bir
şekle ve hareketlere bağlı kalarak yapılmamaktadır. Kızılbaşlar "içlerindeki" se-
se uyarak dualarını ederler. Ancak onlarda da ya da Dedelerde de nesilden nesile
geçen bazı duaların ezberde olduğu düşünülmektedir.
Kızılbaşlar hakkında edindiğim bilgi ve gözlemlerim bundan ibaret. Çok
daha ayrıntılı ve tatmin edici bilgileri ise ancak Kızılbaşların yanında bir süre
yaşayan ve Dede'nin güvenini kazanan birisi edinebilir. Torosların dışında Ma-
raş'm doğusunda Aksu platosunda da Kürtçe konuşan Kızılbaşlarla karşılaştım.
Bunlar kendilerini Kızılbaş ya da Alevi olarak nitelemektedirler. Demek ik
bu iki terim bir tutulmaktadır. Bu iki terim arasındaki bağlantıları açısın-
dan doğuya doğru yönlendirilmekteyiz ve kanımızca Bektaşi, Kızılbaş, Nu-
sayri, Ali-İlahiler vs. hepsi de sonuçta aslında birbirine bağlı olan dinsel bir
öğretinin değişik şekillerde adlandırılmalarıdır ve sağlam bir teşkilatlanma
oluşturulamadığı için yaşadıkları bölgelere göre farklılıklar geliştirmişlerdir.
Bu düşüncemizi daha da ileriye götürüp, bu inançdaki toplulukların kanbağı
da taşıdığını varsayabiliriz. Henüz 1908 yılında, Jacob tarafından ortaya çıkarılan
materyali daha bilmezken (Gezi raporumun 15. sayfası) tüm bu mezheplerin bel-
ki de özellikle Anadolu ve Kuzey Mezopotamya'da yaşayan ve büyük ölçüde put-
perestlikten henüz kurtulamamış olan ve İran'dan gelen Şiilikten, özellikle de
Sûfilikten etkilenen dağınık Hıristiyan toplulukların bir kalıntısı olabileceği konu-
sunda yazmıştım. Tüm bu farklı inançlara sahip insanların genelde ana yollardan
uzak, ulaşılması güç dağlık bölgelerde yaşadıklarını ve böylelik ırklarını ve
inançlarını koruduklarını göz önünde bulundurursak bu dini grupların etnik olarak
da birbirine bağlı oldukları olasılığı ortaya çıkmaktadır. İlk zamanlar geniş bir
alanda yaşayan bu halk uygun sığmaklar bulmak için dört bir yana göç et-
mişlerdir. Bu gruplar arasındaki akrabalık bağı kuşkusuz Anadolu'nun isla-
miyet öncesi nüfusuna dayanmaktadır. Bunu, Mısır sanatının bize sağladığı,
antropolojik özelliklerin çok iyi belirtildiği Ön Asya halk tiplerine ilişkin resimler
kanıtlamaktadır.
Luschan, Tahtacılar ile ilgili raşatırmasında, kafatası incelemelerine daya-
narak, Likyalı Tahtacıların ve Bektaşilerin en yakın akrabaları olarak aynı öz-
gün kafatası yapısına (hipsikefali) sahip olduklarından Ermenileri göstermiştir.
Luschan daha da ileri gederek Anadolu'nun geniş bir kesiminde bir zamanlar ho-
mojen bir yerli halkın yaşadığını ve bunların bir bütün olarak bozulmadan Erme-
nistan'da yaşadığını, ancak ülkenin diğer bölgelerinde de Türklerde İslam mez-
heplerinde ve Yunanlılarda da bunların kalıntılarının bulunduğunu söylemektedir.
(l.c. s. 20)
Ben de gözlemlerimde, Orta Toroslarda yaşayan Kızılbaşlar ile Torosların
güneyinde Cihan'ın batısındaki dağlık bölgede(14) yaşayan Ermenilerde aynı ka-
fatası yapısı ile karşılaştım. Bu gerçekler; tartışmasız, Toroslardaki bu bölgede bir
zamanlar homojen bir "proto-Ermeni" (Luschan) halkın yaşadığını ve bugün bile
belli fizyolojik özelliklerini kalıtım yolu ile koruduğunu kanıtlamaktadır(15).
Şimdi eğer Mısır taş anıtlarında resm edilmiş olan figürlerde Hitit tipi özellikleri-
ne rastlanıyorsa, Mısırlılar'm H-ta diye nitelendirdikleri halkın, daha önce sözü
edilen Anadolu'daki proto-Ermeni halkın ya da onların akrabalarından söz edildi-
ği sonucuna varmamız mümkündür( 16). Winckler tarafından yapılan incelemeler
bize Hititler adı altında şimdiye kadar birçok halk gruplarının da adının geçtiğini
göstermiştir(17). Ancak kesin olan birşey varsa, o da menşeleri konusunda hâlâ
kesin olarak belirlenemeyen Hitit özellikleri taşıyan bu grupların Toroslar civa-
rında yaşamış olmalarıdır. Bunu tartışmasız olarak Toros bölgelerinde bulduğum
Hitit işaretleri ile bezenmiş anıtlar kanıtlamaktadır. (Bak. Ön Asya gezim I. Ana-
dolu'daki Hitit sanatına ait anıtlara ilişkin notlar S. CCCV f.) Comanain yazıtla-
rında verilen Yunanca olmayan isimlerin (bak ebenda S. CCXXXVII, ayrıca
Jerphanion'un (Taurus et Capadoce Melanges d. 1. Faculte Orientale Beyrouth.
Tome IV, s. 327) bu en eski Hitit halk katmanına mı yoksa daha geç Kapadokya
halkına mı işaret edip etmediğini araştırmayı, Hitit yazısını da deşifre etmiş olma-
sı gereken daha genç nesil araştırmacılara bırakıyoruz. Zamanında Strabo'da Ka-
tonları ve Kapadokyalıları aynı dili konuşan iki farklı kabile olarak nitelemiş,
Anadolu'nun iç kısımlarındaki halkların birbiri ile olan çözülmesi güç ilintilerine
değinmiştir. (XII. 1. s. 533)(18) Katoonların Hititlere yakın bir halk mı yoksa ta-
mamıyle onlar ile özdeş mi olduklarına karar vermek güç. Kaldı ki Kapadokyalı-
lar daha geç bir göç katmanına sahiptir.
Sykes'in bize Tur-Abidin dağlarındaki Jakobitler ve Yezidilere( 19) ait, kısa-
cası daha doğuda ve güney doğudaki kabilelere ait, sunduğu tipolojik resimlere
baktığımızda yine karakteristik olan hipsibrakesefal kafa yapısına rastladığımızda
(bu özellik Puschf-i-kuh(20)daki Feililurlarda Kafkasyalı kanı taşıyan kabilelerde
de gözüme çarpmıştı.) İki sonuca varabiliriz: Birincisine gelince, Luschan'ın de-
diği gibi bugünkü Ermeniler ile akraba olan homojen halk kitlesi sadece Anado-
lu'nun bazı bölgelerinde değil, Torosların etekleri boyunca uzanan tüm bölgeler-
de ezelden beri yaşadığı ortaya çıkmaktadır, bunun da ötesinde sui generis (ben-
zeri bulunmayan) diye nitelendirdiğimiz bu eski kavimin izlerini sürersek doğuya
doğru yol alıp olası köken ülke olarak da Kafkasya'ya ulaşmaktayız. Heinrich Ki-
epert de zaten 1878'deEski Coğrafya (s. 73) adı altındaki ders kitabında Anado-
lu'nun ve Ermenistan'ın dağlık bölgelerinde ve civarında Aryan göçten daha ön-
ceki tarihlere ait, belki de Kafkas ve yarı (Sub) Kafkas grupları ile akraba olan es-
ki bir halkın yaşadığını öne sürmüştür. Bu tahminler Pauli (Lemnos adasında bu-
lunan Yunan öncesi yazıtlar, 1886 ve 1894) ve Hommel (Antropoloji Arşivi
1890) tarafından somut dayanaklar ile desteklenmektedir. Kısacası, ırkların kö-
kenlerine ilişkin araştırmalar kadar içinde tezatlar barındıran başka bir konu yok-
tur. Bu nedenle bölgedeki halkların kökenlerini, halkların birbirine karışmasını
araştırırken coğrafyacılar, filologlar, anatomistler ve Anadolu etnografyası uz-
manları ile sıkı işbirliği içinde olmak gerekmektedir.
Önümüzdeki araştırmadan da anlaşılacağı gibi, Kızılbaşlar'a etnik özelliği
olan ve bu yörelerdeki yerli halk ile Kürtlerden(21) daha fazla bulunan bir toplu-
luk olarak bakmamız gerekir. Araştırma yaptığımız bölgelerde Kürtler, daha çok
Carpu havzasında, Huni (Chuni)de, Binboğa dağının doğusundaki köylerde ve El-
bistan ovasımn(22) batı ve güneydoğusunda yaşamaktadırlar. Ancak Elbistan
ovası bölgesindeki Kürtler saflıklarını koruyamamışlar, Afşarlar ve Moğolis-
tan'dan buraya göçeden topluluklar (Yörükler) ile karışmışlardır. Burada konuşu-
lan dil de daha çok Türkçe'dir. Kürtlerin bulunduğu yerlerin batıya doğru sınırını
çizmek istersek Fırat'a doğru uzanan Arabant çayı vadisini izleyip buradan Erke-
nes çayına kadar Maraş ovasından(23) geçip, sonra tekrar kuzeyden Elbistan ova-
sına doğru Ceyhan Irmağı ile kesiştiği yere kadar ilerlememiz gerekir. Elbistan'ın
doğusundaki dağlık bölgelerde yaşayan Kürtler kışın güneye doğru kayarlar. Ba-
zı kabileler hala yarı göçebedir, örneğin yazın Maraş'in güneyinde Gavur Gölün-
deki yüzen bir adada bulunan Nuhrak dağında yaşayan bir aşiret ile karşılaşmış-
tım. Bunların tipleri (bah. res. 58) Afşarları andırmaktaydı, diğer bir deyiş ile Mo-
ğul karışımı sezilmekteydi. Toros bölgesindeki Kızılbaşlar, özellikle erkekleri,
fiziksel olarak Afşarlardan belirgin bir farklılık gösterirler, örneğin daha uzun
boylu güçlü kuvvetli bir yapıya sahipler. Bu da belki dağlık bölgelerde yaşamala-
rına bağlanabilir. Bu insanların yüzleri genelde uzunca, kafa yapıları daha çok
hipsibrakisefal, gözleri kahverengi nadiren de mavi, burun ince uzun, çene güçlü
bir yapıdadır(24). Sadece yaşlı olanlar değil, orta yaşlı erkekler de sakallıdır. Kı-
zılbaş kadınları Afşarlardan daha zayıf yapılı, onlar gibi başlık takmaktadırlar,
ancak bunun için daha çok siyah rengi tercih etmektedirler. Kırmızıya olan düş-
künlüklerini etek şeklindeki önlüklerinden anlamaktayız.
Kızılbaş ve Kürtlerin kültür seviyeleri de Afşarlarınki gibi düşük. Tarımcı-
lık, hayvancılık ve el sanatları ile ilgili anlattığım gözlemlerin hepsi için de geçer-
li. Evlerini hala çıra ile aydınlatıyorlar. Misafirperverlikleri ise Afşarlardan daha
içten ve çıkarsız. Geceyi beş kulübeden oluşan bir oduncu köyü olan İncilikız'da
(Indjerlikkıs) geçirmekteydim. Ev sahibi kadınlar bana yolluk hazırlamak için bü-
tün geceyi ekmek ve tavuk pişirerek geçirdiler.
Dipnotlar
-
35 likes, 5 dislikes
Link to this comment:
Top Comments
Video Responses
All Comments (47)
-
sarkida nediyor cok güzel ama anlamiyorum.
dinliyorum ama anlamiyorum.
!! birisi kisa yaza bilirmi sarkida ne söyledigini merak edim
38cihad38 1 year ago
-
HAYDAR ÖZKAN
antimassaka 2 years ago
-
özlemisim köyümü yaww ben kalolarin torunuyum bütün kirkisiraklilari selamlar
antimassaka 2 years ago
-
london dan tum dunyadaki kirkisirakli hemserilerime slmlar buyuklerimin ellerinden kucuklerin gozlerinden opuyorum KIRKISIRAK BIZIMDIR yasatmasini bilirsek ;) IMZA HAMIT YAMAN - LONDON...
hyaman111 3 years ago
-
alo selam bütün kirkisraklilara ben koydolardan bu türkünün adi ne
Munzur81 3 years ago
-
ew gunde kurde alawiyane. le vilayate kayseri ye, kaza sariz.ogurba!
miscikali 3 years ago
-
Gunde hember gunde meye;
qaki tune 100 mol heye;
gundek kiz buk teda tune;
aw gundeci xirabeye!
miscikali 3 years ago
-
sinan durmaz
durmaz38 3 years ago
-
slm lar ben kenan koca almanyada tum kirkisraklilra slm lar
fuego888 4 years ago
5:02
KIRKISRAK TURKUSU-1 ciyaye candire- ahmet guven- kurtce klamby denisima24,886 views
3:19
kirkisrak. mamiklar 2010by kirkisrak20073,482 views
5:14
ibrahim erdem erdem bababy denisima8,287 views
4:55
kirkisrak uzunlarby huseyinler10,479 views
4:30
kirkisrakby kirkisrak200712,090 views
9:19
KIRKISRAK-New-BINBOGA-DALLIKAVAK-DENIZ-ADILE-MAMO-KALHASAN-by berxwedan1013,620 views
4:00
kirkisrak 2008by huseyinler11,722 views
3:47
Yudum - Konyalı Kızby ozanenver130,990 views
2:57
Abdurrahman TARİKCİ çubuğuna lüleyim (farklı kayıt2)by slade23639,632 views
2:23
KIRKISRAKby Seydunamin19754,474 views
2:22
KÜRECİK KEPEZ KÖYÜ İNCECİK MAHALLESİ MAMO KARAASLANby kemalkas0136,238 views
6:14
Çiğdem - Tren ( Cem Tv )by BlackOrph13,067 views
1:01
Kirkisrak Koyu- Yektami ve Rania'nin dugunuby yektami14,466 views
4:41
Dallıkavak Köyüby herrdem4,048 views
4:29
Aziz Şimşek Ozan Yetimi pinarbasi sariz Kirkisrakby yummies197915,434 views
5:18
metin kemal kahraman zere-GUNDE HEMBERby ferfecir63636344,552 views
4:20
GUNDURSUN.comby sancakagil1,913 views
9:59
kirkisrak 2010by MEMATI951401,962 views
7:55
Mercan Yadirgiby gizmodayi752 views
5:24
HAIG YAZDJIAN.yies verou yiegnig em( yarali bir giyigim)by denisima1,312 views
- Loading more suggestions...
silaw ji hemu kurdan ra.clibayi kû zaw bas cebiya.ew gunde kuderye .silav u rez
spoutnic1 4 years ago 4
ben gecen sene gittim nekada güzel olmus oralar köyümün bukadar güzel oldugunu bilmezdim ilk defa gitmistim oradan tavlaya kada yürüdüm
38eylem 4 years ago 2