Heykel ve beden arasındaki boşlukta araştırılabilecek çok şey var. Hareket eden heykellerden kuklalara, kuklalardan insan bedenine, oradan da simgelerin ardındaki gize ulaşılabilir. Heykel ile heykeltıraş arasındaki ve dansçı ile koreograf arasındaki ilişki irdelenebilir. Heykeltıraş mı dansçıdan, koreograf mı heykelden etkileniyor incelenebilir. Hareket analizi ile heykel analizi arasındaki bilinçlilik durumu araştırılabilir. Hangi dinamikler yaratıma etkide bulunur, hareket çıkarma ve heykele biçim verme nasıl gerçekleşir... gibi bir çok başlıktan bahsederken, sadece bir anlatım düzlemini seyircinin odağına koyuyor olacağız. Bu odağı, üretim sürecini de betimleyen Edip Cansever'in "Cadı ağacı" şiirinden parçalarla destekleyeceğiz.
eser adı: Cadı ağacı
dansçılar: Erdem Gündüz, Su Güneş Mıhladız
koreografi: Erdem Gündüz
dramaturgi: Duygu Seda Tomru
şiir:Edip Cansever
müzik: yo-yo ma, alva noto, lir tiyatrosu, philip glass
Doğanın unuttuğum ya da hiç rastlamadığım parçaları
Bir bir oluyor
Ben kendi yarattığım bir yoldan geçiyorum...
...Benim sanki birtakım nesnelerle çok yakın ilintilerim var
Ve çözülmedik şeylerin de insanıyım ben
İnsanın en gerçek yerindeki
Ve anlatılmazlıktaki bir yerden anlatılmaya
Akan bir şeyim...
...Ben kendi yarattığım yolda duruyorum
Öyle hep duruyorum... Edip Cansever
artiurun 1 month ago