İslam'da eziyet ve zorluk yoktur (Adnan Oktar)

Loading...

Sign in or sign up now!
Alert icon
Upgrade to the latest Flash Player for improved playback performance. Upgrade now or more info.
304 views
Loading...
Alert icon
Sign in or sign up now!
Alert icon

Uploaded by on May 14, 2011

Türkiye'nin yeni kanalı A9 TV hayata bakışınızı değiştirecek
Frekans : 12525 / 30000 / Dikey (V)
http://www.a9.com.tr/
http://www.ateizminsonu.org/index.php
http://www.ateizmecevap.org/
http://www.ateizminbitisi.com/
http://www.ateizmincokusu.com/index.php
http://www.darwinistlerinmatemi.com/index.php
http://www.darwinistlerinizdirabi.com/index.php
http://www.darwinistlerinferyatsesleri.com/index.php

İslam'da eziyet ve zorluk yoktur.

Adnan Oktar`ın 11 Mayıs 2011 tarihli saat 12:30'daki A9 Tv röportajından

Yolda, arabada giderken düşündüm. Mesela Budistlere bakıyorum, kendine eziyet edip Allah'a yakın olacağını düşünüyor. Musevilere bakıyorum, bir kısmı kendine eziyet ederek Allah'a yakınlaşacağını düşünüyor. Hıristiyanlar yine, Allah diyor; "Ben size ruhbanlığı söylemedim, siz çıkarttınız" diyor Cenab-ı Allah, "ona da gereği gibi uymadınız" diyor. Türkiye'ye bakıyorum. Türkiye'de bazı Müslümanlara bakıyorum. Kendine eziyet üstüne kurulu bir sistemle Allah'a yaklaşacağını düşünenler var, bayağı var yani. Halbuki Allah bizden dünyada da ahirette de mutlu olmamızı istiyor, iyi olmamızı istiyor, güzel huylu olmamızı istiyor, fedakar olmamızı istiyor, cömert olmamızı istiyor, Allah için yaşamımızı istiyor, her şeyi Allah'a teslim ederek olaylarını değerlendirmemizi istiyor ve din Allah'ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele etmemizi istiyor Allah. Şimdi kendine adam eziyet edince mutlu olacağını zannetmesi tabii anormal bir hareket. Doğrusunu Peygamberimiz (s.a.v.) bize göstermiş. Sünnete tam uymak, Kuran'ın tam yaşanması demek sünnete uymak demek. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)'in hanımı Hz. Ayşe (r.a.)'a soruluyor. "Nasıldı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in hayatı? Nedir, yani onun sünneti nasıldı?" dediğinde, "Kuran'dı" diyorlar, "onun hayatı." Kuran, değil mi? Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v.), Kuran'a tam uyan insandır, hakkıyla uyan insandır. Bir de ikinci yönünü düşündüm olayın. Mesela adam akşama kadar evinde tespih çekiyor. Bunda tutuklanma ihtimali olmaz bu adamın, baskı görmez, birisinden hakaret görmez, iftira görmez, canını yakan olmaz. Parası kaybolmaz, fabrika da işliyorsa bir yandan. Dolayısıyla hem enaniyetini kabartacak bir yol. Çünkü akşama kadar Allah'ı anmış oluyor. Tebliğ de yapmamış oluyor. Çünkü tebliğ yaparken kimi adam ters cevap verebilir, aksi konuşabilir, değil mi? Zorlanabilir. Kitap okumasına da gerek yok. Bilgisini artırmasına da gerek yok. Dolayısıyla kolay yol. O sebeple bu yönü seçiyorlar daha çok. Bir de bakıyorum mesela bir kısım cemaatlerde. Bir alanda, mesela boşluk bir yerde toplandıklarında hakikaten büyük bir kalabalık oluşturuyor. Hatta biz eskiden konferans yapardık. Ben salona bir geldim. Bizim konferans, ooo çaka çaka dolmuş, dışarılara taşmış. Şimdi bakan zanneder ki bütün Türkiye orada. Hâlbuki çok küçük bir cemaatiz, çok küçük bir topluluğuz, çok küçük bir arkadaş grubuyuz. Veyahut mesela başka bir cemaat sokakta bir toplantı yapıyor. Hakikaten sokaklara kadar taşmış. Zannedersin ki; bütün Türkiye onlarda. Hâlbuki öyle bir şey yok. Yüzde biri belki Türkiye'nin yahut yüzde yarımı, çok çok az. Hiçbir etkisi olan bir topluluk olmuyor. Bazen 0,001 oluyor, inşaAllah. Müslümanları bazen bu kafa, bu mantık aldatıyor. Yani "biz ne kadar kalabalığız, ne kadar güçlüyüz." Halbuki "çoklukla övünmek sizi kendinizden geçirdi" diyor Allah, ayette. Çokluk olduklarını zannediyorlar. Halbuki asıl olan kalitedir ve bütün dünyanın kabulü çok önemlidir. Bütün dünyaya yönelik samimi tebliğin yapılması önemlidir. Sonucunda dost olacağız, arkadaş olacağız, herkes birbirini sevecek. İslam'ın hakimiyeti demek, bütün sinirlerin yatışması demektir. İslam dünyaya hakim olduğunda sinir hastalığı kalmaz. Yani sinir bozukluğu kalmaz. O eczanelerde var ya, yatıştırıcı ilaçlar satılıyor, geceli gündüzlü. Hiçbiri satılmaz. Acayip rahatlarlar. Gerilim kalmaz, tedirginlik kalmaz, korku kalmaz, stres kalmaz. Şimdi milyarlarca lira para harcıyorlar o stres ilaçlarına. Hemen hemen kullanmayan yok gibi bir şey. Çok azdır kullanmayan insan. Ben baş ağrısını da dâhil ediyorum, migren. Çünkü o da gerilimden kaynaklanıyor. Hatta bel ağrıları, sırt boyun ağrıları; onlar da hep stresten kaynaklanıyor. Mesela bu bel fıtığı; bunlar hep stres, gerilimden. Yani umulmaz ama onunla alakalı. Mesela kansızlık, bitkinlik bitaplık, dikkat dağınıklığı, yorgunluk; bunların hep kökeninde stres var. İslam yaşanmayınca gerilim hat safhada oluyor, Allah öyle yaratmış

  • likes, 0 dislikes

Link to this comment:

Share to:
see all

All Comments (0)

Sign In or Sign Up now to post a comment!
Loading...

Alert icon
0 / 00Unsaved Playlist Return to active list
    1. Your queue is empty. Add videos to your queue using this button:
      or sign in to load a different list.
    Loading...Loading...Saving...
    • Clear all videos from this list
    • Learn more