Bana İstanbulu anlat,
Tarifini yapmış ol hayatın.
Bir sevda kumbarasıdır,
Kilidi boğaza asılı. Diyorsun
Eksik söylüyorsun.
Bana anlat bu şehri.
Sınırını öğrenelim.
Arif misin delimi bilelim.
Anlat bu şehri, neler olur.
Aşk, Kendini kaybettiğinde mi seni bulur.
Uzağındayken iş değil her yerde aranır.
Özlem, Yan yanayken bile nasıl yaşanır.
Laleli de Mesut vurulmuş diyorlar, herkes ayakta
İşinde gücünde balıkçılar, huzur ev sahibi Galatada
Nasıl Alır götürür bir demli çay içindeki sızıyı.
Buğulu gözlerle seyrederken, Kanlıcayı?
Dizginlerimizi elinde tutan Şehvet midir?
Gerçek aşk, Allahı keşfetmek midir?
Hüzünlü bir Sela neden gözlerimizi ıslatır?
Pierlotide kaybedilmişliğin romanı yazılır satır satır?
Gizem, Kapalı çarşıda gezen turistte mi?
Anemas zindanlarında duvara atılan çentikte mi gizli?
Tarih, İstanbul var diye mi var,
Ders alalım diye mi?
Coğrafya yalnız mı kalır dul mu,
Çıkarıp atsan İstanbul'u?
Bana İstanbulu anlat
Neresindeyim bu şehrin.
Eteğinden tutabilir miyim sabretsem
İsimleri unutulmuş ermişlerin.
Öyle cümleler kur, kelimeler bul,
Sözlükte kendine yer bulsun İstanbul
Ve öyle tarif etki bana, sonsuzluğun kentini
Beynimde uçuşan Kelimeler, yerine otursun.
Sorduğum sorulara cevap olsun,
Anlaşılsın, neymiş yaşamın gerçeği,
Hayat mana bulsun,
Yaşayalım sonuna kadar bu şehri.
Ölüm biraz şöyle dursun
Link to this comment:
All Comments (0)