gülümcan

Loading...

Sign in or sign up now!
Alert icon
Upgrade to the latest Flash Player for improved playback performance. Upgrade now or more info.
424 views
Loading...
Alert icon
Sign in or sign up now!
Alert icon

Uploaded by on Jul 12, 2009

Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar engebeli yokuşlar önümüze dikilirse dikilsin yine de yaşamak çok güzel.

Umutsuz kalmadan, en dipte olduğumuz anlarda bile minicik bir umut kırıntısına tutunarak hayal kurmak ve yaşama her zaman sımsıkı sarılmak.

Diğer türlü nasıl geçer ki hayat? Hep dertlenerek, hep pişmanlıklarımızı dile getirerek, hep eskilerde yaşayarak önümüzdeki bu eşsiz zamanı boşa harcamak niye? Elimize ne geçer? Dertlerimizi her an aklımızda tutarak; insanlara sevgi yerine hoşnutsuzluk sunarak, her sabah asık yüzle kalkıp işte yine sıradan bir gün diye sızlanarak günlerimizi çekilmez hale getiren yine bizler değil miyiz? O sıradanlığın içinde, o çarkların arasında sıkışıp kalırken; zaman hızla geçiyor, farkına dahi varamıyoruz.

Aslında hayattan zevk almasını bilmek, yaşarken mutlulukla gülümsemek, içimizdeki sevgiyi en güzel şekliyle başkaları ile paylaşmak, yaşadığımız her anın hakkını vermek o kadar basit ki. Yeter ki farkına varalım, yeter ki her yeni günü sevgiyle, gülümseyerek karşılayalım. Hayat bizleri ne kadar zorlarsa zorlasın yine de her dibe vuruşun sonrasında düzlüğe mutlaka varacağımızı hiçbir zaman unutmayalım. Hayatın sesine kulak verelim, bizimle yaptığı sohbete katılalım. Karşımıza bir şeyler çıkardığında, bizleri gereğinden fazla zorladığında, içindeki mesajı almamızı beklediğini, üstelik o mesajı bizlerden başka kimsenin anlayamayacağını fark edelim. Çünkü hayat her defasında BENİ YAŞA diye bağırıyor.

Bu sesi duyan zevkli insanlardan olalım, nefes alınan her anın değerini buram buram tadalım

"...yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından." (Nazım Hikmet)

Category:

Music

Tags:

License:

Standard YouTube License

Link to this comment:

Share to:
see all

All Comments (9)

Sign In or Sign Up now to post a comment!
Safety mode has hidden comments for this video. Show hidden comments
Loading...
Alert icon
0 / 00Unsaved Playlist Return to active list
    1. Your queue is empty. Add videos to your queue using this button:
      or sign in to load a different list.
    Loading...Loading...Saving...
    • Clear all videos from this list
    • Learn more