About мê¡ñ нєяz ى¢ђℓãqт *G®üñ - Gêℓб - Røт*
Created by
63gulaAzadi46
Latest Activity
Apr 29, 2009
Date Joined
Apr 29, 2009
About this user
O bir Kürt çocuğu. Onun zayıf gövdesine, ikinci el giyimine, boşluktan bakan gözlerine aldanmayın sakın. Çünkü ondan öncekiler, hani şuan dağlarda kurşun sıkan, mayın döşeyen ağabeyleri var ya, işte onlardan pek farkı yok. Çünkü onlarda dipçiklenmeden, köyleri yakılmadan, anne ve babaları ve nice akrabaları gözleri önünde öldürülmeden önce sadece saf ve kendi halinde bir Kürt çocuğuydu. Hepsinin Seyfi gibi bir ilk eylemi, bir ilk yaşadığı, bir ilk tanıklığı vardı. Onlar da çelimsiz vücutlarıyla özel timlere karşı koyamıyorlardı, onlar da taş atmakla bu zulme karşı koyamayacaklarını biliyorlardı.
Unutmayın, dağlardaki nice gencin bir çocukluğu vardı yaşadığı. Ve açıklayamadığı, anlatıp aktaramadığı çocukluğu... İnsan nasıl olurda dağlara çıkar, bununun cevabını verebilmek adına yazılan tüm kitaplarda, yazılarda, şiirlerde ve nice derdi dile getiren çabalarda geçiyordu çocuklukları. Ama zalimlerin hayal gücü kameralarla kayıt altına alınmadıkça yetişemiyor, erişemiyordu anlatılanlara. Kimse onların yaptıklarını, Kürtlerin ekmekten, kanalizasyondan ve TRT 6 dan daha fazla dayak yememeye, aşağılanmamaya önem verdiğini düşünemiyordu. Kürtler ve Kürtlerin onuru Henüz keşfedilme çağında bir üstü kapalı gerçek.
Mesela Abdullah Öcalanın bir bebeği öldürmesine aklı yetiyordu da bir çoğunun, ama inanası gelmiyordu yetiştirme yurtlarından alınıp ölüm emekçisi haline getirilen özel timlerin çocuk dövebileceğine. Türk halkı askerlerin, ki hiç edebiyat okumamışların ve masal dinlememişlerin, yani hayal dünyası küçüklerin uydurduğu dağ ülkesinin kart-kurt uyduruklu halkına dair anlatılanlara büyük bir hayranlıkla inanabiliyordu. Türk halkının aydınlarıysa daha küçükken dinledikleri ama büyükleri tarafından bir masal olduğu hakkında uyarılmadıkları bir kurgunun besleyicileri, geliştiricileri oluveriyorlardı. Kürt halkı gerçeğin tokadını yiyip dururken, Türk halkı hala masallar diyarında, tatlı bir uykunun ninnilerini dinliyordu apoletli babalarından. Tek toprakta iki farklı boyutun halkları yaşıyordu farklı rahatlıklarda.
Gerçeğin içinden fırlatılan mermiler gelip apoletlilerin golf oynadığı bir boşlukta onlarca hayal askerin kalbine saplanıp onları gerçek ve sonsuz uykuya uyutunca, birden bire karabasan moduna geçti Türk halkı. Her şeyi görebiliyor, duyabiliyor, ama göğsüne çökmüş karabasanı bir türlü kaldırıp atamıyor, yerinden kalkamıyor, gerçeğe bir türlü dönemiyordu. Şimdi taş atan çocukların her yargılanışı, her dipçiklenip kurşunlanması karabasan uykusunda kalan Türk halkını bir sarsış, bir uyandırmaya yönelik harekettir.
Ey Türk halkı, çocuklar onları korumaya gidenlerden dayak yiyip, onlar tarafından öldürülüyor! Ey Türk halkı, çocuklar onların adil yaşamını garantileyecek kurumlarca yargılanıp, daha yolun başındayken tanrının verdiği yaşama şansını ellerinden alınmasına ağlıyorlar! Ey Türk halkı senin bayramın, senin sevincin yüksek seviyelerde gezinirken, çocuk şölenlerinde inkâr edip el altından sahiplendiğin Orta Asyadaki soydaşlarını en güzel mekânlarında toplarken, doğu da çocuklar devletin dip (cik) cikleri ile ölüme yolcu ediliyor.
Ve ey Türk halkı, işte bu çocuklar, sırf sen onları görmediğin, sırf sen yaşam tarzınla ve ilgisizliğinle onları ötekileştirip ölüme terk ettiğin için, seni bu uykulu halinden uyandırmak için dağlara çıkıyorlar. Sizin masal dünyanızda dipçiklenen ve dipçiklileri gören her Kürt çocuğu vicdanlarınızın çöken sinir sisteminden, hissizliğinizden dağlara sığınmaktadır. Dağlar Seyfi Turanın çok ötesinde kötü maziler yaşamış ama hayatta kalabilmişlerin doldurduğu mekânlardır.
Bugün her özel timler tarafından tartaklanıp işkence gören, her yargılanıp yıllarını devlete bedel ödeyip çıkan geçmişin çocuğu ve çıktığı zamanın Kürt genci bir gerilla olma amacı ile yanıp tutuşmaktadır. Ve her gerilla bir askerin daha yaşamını kaybetmesi ihtimaline denk gelmektedir. Ve Türkiyenin mağdur ettiği her Seyfi Turan bir sonraki aşamada bir askerin ölümüne denk gelmektedir. Her devletçe onuru yok edilen Kürt bireyi bir Türk bireyinin yaşam hakkını kaybetmesine denk gelmektedir.
Kürtler ne kadar kaybediyorsa, Türklerde o kadar kaybediyor demektir. Bugün bir 23 nisanda doğuda devletçe onuru yerle bir edilen Kürt çocuğu, ülkenin batısında devletçe başı okşanan ve meclis kürsilerinde geleceğe şefkatle hazırlanan bir Türk çocuğunun geleceğine atılan bir bomba, geleceğe gideceği yola döşenen bir mayındır.
Hometown
Kurdistan
Country
Switzerland
Interests
Kürtler çocuklarının mayınlaşması, bombalaşmasından yana değildir. Kürtler dipçiklenmedikçe dağları bir savaş alanı olarak görmek niyetinde değildir. Yaşam alanı Kürdistanı bir ateş çemberine çevirmek hevesinde değildir. Savaş sevici, intikam duygusuyla yaşayan bir halk değildir. Ama Kürtler onursuz da değildir